Mülakat, bir mülakattan daha fazlasıdır.

İnsan Kaynakları bloggerlarının en sevdiği konulardan biri olan mülakat başlığını bir kez de ben inceleyeyim. Arapça olan mülakat kelimesi telakki kökünden hareketle; buluşma, karşılaşma anlamına gelir. Bizim inceleyeceğimiz mülakat ise “bir işe alınacak kişiler arasından seçim yapabilmek amacıyla kendileriyle karşılıklı konuşma, görüşme” olarak TDK tarafından tanımlanmıştır.

İş Hayatında Bilişsel Çarpıtmalar

Bilişsel Çarpıtmalar diğer bir deyişle Düşünce Hataları, 1970’li yıllarda Aaron Temkin Beck (1921-) tarafından tanımlanmış bir kavramdır. Ancak benim bu tanımla karşılaşmam onun öğrencisi olan David D. Burns’ün (1942-) “İyi Hissetmek” isimli kitabı ile oldu.

Bilişsel Çarpıtma (BÇ) kısaca “gerçekçi olmayan içses” olarak açıklanabilir. Burns; bu konuyu işlediği kitabının üçüncü bölümünde, “Sahip olduğunuz her kötü his, çarpıtılmış olumsuz düşüncelerinizin bir sonucudur, tıpkı soğuk algınlığında burnunuzun akması gibi. Depresif belirtilerinizin ortaya çıkmasında ve gelişmesinde, mantık dışı kötümser düşünceleriniz başrolü oynar.” diyor.

Ben bu ilginç ve istisnasız hepimiz tarafından mutlaka yapılan Bilişsel Çarpıtmaların iş hayatındaki yansımalarına örneklerle bakacağım. (Tırnak içine aldığım ifadeler doğrudan David D. Burns’ten alınmıştır.)

Kitap Derlemesi: Incognito – Beynin Gizli Hayatı

“Incognito” kelimesi benim gibi otelcilerin aşina olduğu bir söylemdir. Otelde konaklayıp türlü nedenlerle isminin gizlenmesini isteyen misafirler, sisteme “incognito” diye işlenir. Köken olarak Latinceye dayanan İtalyanca kelime, özünde “bilinmeyen, meçhul” demek olsa bile “gizlenmiş kimlik” olarak çevrilebilir. Peki bir nörobilimci insan beyni ilgili bir kitaba neden Incognito adını verir derseniz, açıklaması kitabın içinde. “işin gerçeği, koskoca bir soru işaretleri tarlasına bakmakta olduğumuzdur ve göz alabildiğine uzanan bir tarladır bu.”. Bu yazı ile David Eagleman‘ın yazdığı bu kitaptan bana kalanları derleyeyim.

 

İllüzyon

Bundan 20 sene öncesi nasıldı bilmiyorum, bilincim o dönem açılmış olduğundan kıyaslamayı ancak bu zaman aralığında yapabilirim. Yazıyı sorgularken bunu dikkate alın lütfen. Klişe 90’lar güzellemesi de yapmayacağım müsterih olun. İllüzyon olmayan sade hayatlarımız vardı. Salt bir işçi maaşı ile 2-3 çocuğa kimseye muhtaç olmayacak şekilde yaşanan dönemdi. Pazar sabahları nerede kahvaltı yapsak diye düşünülmeyen, gardıroplarımızın daha küçük olduğu, doğum günü gibi özel günler dışında neredeyse fotoğraf çekilmeyen, devamlı ağzımız kulaklarımızda pozları vermek yerine hislerimizi yaşadığımız dönemdi.

Anlam Arayışı Üzerine

Uzun zamandır yazı yazmadığım göz önüne alındığında seçtiğim ilk konunun anlam olması aslında şaşırtıcı değil. Bu geçen bir buçuk yıllık süre zarfında (o kadar olmuş mu?) anlamları tekrar düşünme ve kavramın kendisine yoğunlaşma işi ile meşgul oldum. İstediğim kadar netleşti mi “anlamlarım”? Tartışılır. En azından tekrar yazmaya başlamak da anlam arayışı yolculuğunun kendisi kadar “ anlamlı ”.

6645 sayılı Torba Yasanın Getirdikleri

Sayısını hatırlayamadığımız kadar torba yasa çıkarıldı ve bu yasalar ile yüzlerce madde değiştirildi. Hayatımıza en son giren 6645 sayılı 75 Maddelik torba yasa henüz onaylanıp Resmi Gazate’de yayınlanmamış olsa da birçok değişiklik barındırmakta. 4857 sayılı İş Kanunu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve GSS Kanunu, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenlik Kanunu etkileyen bu yeni yasanın sadece 4857 sayılı İş Kanunu’na etkilerini inceleyeceğim.

İş Hayatında KADIN Olmak

Uzun süredir ev dışında çalışan, iş gücüne katılmış olan kadınlar ile ilgili yazı yazmayı planlıyordum. Aslında belki de konuya “Türkiye’de KADIN olmak” ile başlamak lazım. Ancak bu yazı için yapacağım araştırma sürecinde karşılaşacağım ıstırap dolu, acımasız hikâyelere dayanabileceğimi sanmıyorum.

Bize de mi İş Hukuku?

Blog yazılarıma tıklanma sayısını arttıracak “10 adımda cv’nizi düzeltin”, “42 adımda mülakat soruları”, “kovulma garantili 5 hareket” vb. eğlenceli bir konu ile değil de sıkıcılık ötesine sahip bir yazı ile başladığımı açıklayayım: çünkü İş Hukuku herkes içindir.

Bunu sadece profesyonel kariyerini bu dalda devam ettirenler değil de bir tweetimde yazdığım gibi işçi-işveren herkes bilmeli.