“Annem Yolumu Gözler”

Geçtiğimiz günlerde birkaç kişi bir araya gelip mental sağlığın öneminden konuşuyorduk ki konu Alzheimer’a geldi. Annesi Alzheimer hastalığından muzdarip olan kadın, yaşadıklarını ve hastalığın evrelerini bizi anlattı. (Gerçi Alzheimer öyle bir hastalık ki yakalananlar değil hastanın çevresindekiler muzdarip oluyorlar.)

Ben de onlara David Eagleman’ın Incognito isimli kitabında bahsettiği üzere, göçmenlerin ve mültecilerin Alzheimer’a yakalanma oranının diğer insanlardan daha fazla olduğunu söyledim.

Annesi de bir göçmen olan bu kadın, söylediklerimi büyük bir hüzünle dinledi ve başını sallayarak onay verdi. Hatta sonrasında söylediği sözler çok daha çarpıcı idi. 

“Herşey isimlerimizi değiştirmemiz konusunda baskı görmemizle başladı. 29 yaşında kadar yaşadığım, o zamana kadar ülkem diye bildiğim topraklarda artık istenmiyorduk. Tüm hayatımı, işimi ve alışkanlıklarımı bırakıp ailem ile zorla sürüldük. Geldiğim günden beri bu ülkeye hiç uyum sağlayabildiğimi düşünmüyorum. Biz orada farklı bir eğitim ve ahlak anlayışı aldık. Buradakinden çok farklı.”

Şimdilerde 55 yaşında olan kadın başını öne eğip sustu ve sanki bir suçu itiraf ediyormuş gibi devam etti. “İyi anılarım aklıma geldiğinde hep 29 yaşımdan öncekiler gözlerimde canlanıyor. Her gün daha artan bir özlemle, ben ve benim gibi olanları istemeyen o yeri özlüyorum. Sanıyorum benim de Alzheimer olma ihtimalim çok yüksek.”

Sohbetimize artık başka bir hayatın mümkünlüğünün katran kıvamlı ağırlığı oturmuştu. Kısa süreli sessizlikte herkes kendi hayatlarına gömülmüştü. Benim ise aklımda 84 yaşındaki teyzemin Alzheimer’dan ölmeden önceki son evrelerde söylediği sözler vardı: “Saat çok geç oldu eve gitmem lazım, annem yolumu gözler.”