İş Hayatında Bilişsel Çarpıtmalar

Bilişsel Çarpıtmalar diğer bir deyişle Düşünce Hataları, 1970’li yıllarda Aaron Temkin Beck (1921-) tarafından tanımlanmış bir kavramdır. Ancak benim bu tanımla karşılaşmam onun öğrencisi olan David D. Burns’ün (1942-) “İyi Hissetmek” isimli kitabı ile oldu.

Bilişsel Çarpıtma (BÇ) kısaca “gerçekçi olmayan içses” olarak açıklanabilir. Burns; bu konuyu işlediği kitabının üçüncü bölümünde, “Sahip olduğunuz her kötü his, çarpıtılmış olumsuz düşüncelerinizin bir sonucudur, tıpkı soğuk algınlığında burnunuzun akması gibi. Depresif belirtilerinizin ortaya çıkmasında ve gelişmesinde, mantık dışı kötümser düşünceleriniz başrolü oynar.” diyor.

Ben bu ilginç ve istisnasız hepimiz tarafından mutlaka yapılan Bilişsel Çarpıtmaların iş hayatındaki yansımalarına örneklerle bakacağım. (Tırnak içine aldığım ifadeler doğrudan David D. Burns’ten alınmıştır.)

  1. Hep ya da Hiç Düşüncesi:

“Bu çarpıtma, kişisel özelliklerinizi siyah ya da beyaz gibi uç noktalarda görmeniz demektir.” Örneğin; performans değerleme sonuçlarınız tahmininizden kötü geldiğinde ‘Ben zaten başarısız biriyim.’ ya da o yıl satış hedefinizi tutturamadığınızda ‘Ben tam bir beceriksizim.’ demektir. “Olayları bu şekilde değerlendirmek gerçek dışıdır; çünkü hayat çok seyrek olarak -ya öyle ya da böyle-dir. Örneğin, hiç kimse bütünüyle zeki ya da tamamen aptal değildir.” Diğer bir deyişle iş hayatında kimse bütünüyle başarılı ya da başarısız değildir.

  1. Aşırı Genelleme:

Tek bir olaydan kocaman çıkarımlarda bulunmak, -hep-, -asla- gibi kelimelerle olayın tekrarlanacağını/olmayacağını varsaymaktır. Örneğin bir Muhasebecinin bir raporda bir hata yapması sonucunda kendine ‘Her zaman yanlış yapıyorum. Asla doğru bir rapor hazırlayamayacağım.’ demesidir. Burns, aşırı genelleme yapılan konunun geçmişine bakıldığında çoğunlukla böyle bir durumun daha önce hiç yaşanmadığını belirtmektedir. 

  1. Zihinsel Filtre:

Bu bilişsel çarpıtmayı yaptığınızda “olumlu olan her şeyi filtreleyen bir gözlük takmış gibi olursunuz. Bilincinize takılan her şey olumsuzdur. Bu -zihinsel filtrenin- farkında olmadığınız için her şeyin olumsuz olduğuna karar verirsiniz. Bu işlemin teknik adı “seçici odaklanma”dır.” Yine satış hedefini tutturamayan satış sorumlusuna dönelim. ‘Yüzde 90’da kaldım. Hedefimi hiç tutturamayacağım ve satış primi hiç alamayacağım.’ dediğinde aklı hala portföyüne alamadığı 1-2 firmada kalır ancak belki de şirketin tüm satış sorumluları arasında hedefe en yaklaşan odur.

  1. Olumluyu Geçersiz Kılmak:

“Bu, bilişsel çarpıtmaların en yıkıcı türüdür. Basit hipotezine bilimsel destek arayan bilim insanı gibisinizdir. Bu eğiliminiz için ödediğiniz bedel yoğun bir acı ve olan güzel şeylerin değerini bilememektir.” Örneğin, ‘Ellerine sağlık, gerçekten çok iyi bir iş çıkarmışsın.’ diyen iş arkadaşına içinden ‘Geçen gün ona yardım ettiğim için kibarlık yapıyor. Gerçek düşüncesi bu değil.’ diye düşünmektir. Bu bilişsel çarpıtma, uzun vadede iş hayatınızın üzerine kara bir bulut gibi çökecek ve tüm renkleri silecektir.

  1. Sonuçlara Atlamak:

“Durumun gerçekleriyle bağdaşmayan olumsuz bir sonuca adarsınız. Bunun iki örneği “zihin okumak” ve “falcılık yapmak”tır.”

Zihin okumak: Bir eğitimcinin, eğitim sırasında önüne bakan, eğitimle ilgilenmeyen, sıklıkla da esneyen birisini gördüğünde ‘Çok kötü anlatıyorum. Herkes sıkılıyor, hiçbir şey anlamıyorlar.’ demesi gibidir. Oysaki belki de kişi, diş çıkaran bebeği yüzünden gece uyuyamamış bir ebeveyndir.

Falcılık yapmak: Kötü biten bir toplantının ardından masanızı ve çekmecelerinizi toplamaya başlamanızdır falcılık yapmak. Çünkü size göre ‘Kesin bu akşam mesai saati bitiminde kovulacaksınızdır.’

  1. Büyütme ve Küçültme:

“Ben buna “dürbün hilesi” de diyorum; çünkü etrafınızdakileri ya oransız bir şekilde devleştirir ya da küçültürsünüz. Büyütme genellikle kendi hatalarınıza, korkularınıza ya da kusurlarınıza bakıp çok önemliymiş gibi büyüttüğünüzde olur. Başarılarınıza baktığınızda ise tersini yaparsınız; dürbünün her şeyi küçük gösteren, yanlış tarafından bakarsınız. Eğer kusurlarınızı büyütüp iyi taraflarınızı küçümserseniz, kendinizi aşağı hissedeceğiniz kesindir.”

Buna kendimden örnek vereyim: Staj yaparken büyük ve çok keskin bir bıçağı su dolu lavaboya bıraktığımı akşam eve gittiğimde fark etmiştim. Mutfak çalışanları tarafından iyi bilinir ki -iş kazasını engellemek için- dolu lavaboya bıçak bırakılmaz. Bütün gece bulaşık yıkayan çalışanın ellinin kesildiğini, hastaneye apar topar götürüldüğünü, kan kaybından öleceğini düşündüğümü hatırlıyorum. Kendime ne kadar kızdığımı tahmin bile edemezsiniz. Oysaki büyük ihtimalle bıçağı görünce sövüp saymıştır. 🙂

  1. Duygusal Kararlar:

“Duygularınızı gerçeğin kanıtı gibi algılarsınız.” ‘Şu raporu toplantıya yetiştirebileceğimi hissetmiyorum. Bu kadar kısa sürede zamanında ve doğru bir şekilde bitirmem mümkün değil.’ diye kendinizi yiyip bitirdiğiniz işleri iyi planlama ve sıkı çalışma ile bittiğini görmeniz işten bile değildir. “Sonuç memnun edicidir ve o kadar da zor olmamıştır. Hep kendinizi kandırmışsınızdır; çünkü olumsuz düşüncelerinizin davranışlarınızı etkilemesine izin vermişsinizdir.”

  1. “-meli -malı” cümleleri:

“Kendinizi -Şunu da yapmalıyım-, -Bunu da bitirmeliyim- diye motive etmeye çalışırsınız. Bu fikirler sizde baskı yaratır ve öfkelendirir. Ama tam tersine, ilgisiz ve isteksiz kalıverirsiniz.” ‘Her zaman en yaratıcı fikirler benden çıkmalı.’, ‘En sevilen ve başarılı çalışan ben olmalıyım.’ düşüncelerine sahipseniz –meli, -malı kalıplarından kurtulmak için başka bir düşünce tarzının mümkün olduğunu ve her zaman “en” olunamayacağını kabullenmek işe yarayabilir.

  1. Etiketleme:

“Hatalarınıza dayanarak kendinizi tamamen olumsuz bir şekilde yargılamanızdır. Aşırı genellemenin ilerlemiş şeklidir. Hatalarınızı, -Ben bir . . . – şeklinde başlayan cümlelerle ifade ediyorsanız, büyük olasılıkla etiketleme yapıyorsunuz.” Birinci bilişsel genellemeden olan -Ya Hep Ya Hiç Düşüncesi- örneğinde olduğu gibi performans değerleme sonuçlarınız tahmininizden kötü geldiğinde ‘Ben zaten başarısız biriyim.’ ya da o yıl satış hedefinizi tutturamadığınızda ‘Ben tam bir beceriksizim.’ demek etiketlemedir hem de tam anlamıyla ‘yanlış etiketleme’.

“Etiketleme, sadece yıkıcı değil mantıksızdır da. Birey olarak siz, yaptığınız tek bir şeyle ölçülemezsiniz. Hayatınız karmaşık ve sürekli değişen bir düşünceler, duygular ve hareketler akışıdır. Başka bir deyişle, bir heykelden çok, bir nehirsiniz. Kendinize olumsuz etiketler yapıştırmayı bırakın – bu hem çok basit hem de yanlış bir yorumdur. Yediğiniz için kendinizi sadece bir “yiyici”, ya da nefes aldığınız için “soluyucu” olarak nitelendirebilir misiniz? Bu tam bir saçmalıktır; ama bu saçmalıklar, kendinizi yetersizliklerinizle etiketlediğinizde acı verici olmaktadır.”

  1. Kişiselleştirme:

“Bu bilişsel çarpıtma, suçun anasıdır! Hiçbir nedene dayanmadan olumsuz bir olayın sorumluluğunu üstlenirsiniz. Kendinizce, hiçbir sorumluluğunuz olmamasına rağmen, olanların sizin suçunuz olduğu ve yetersizliğinizi yansıttığı sonucuna varırsınız. Kişiselleştirme, karşısında sizi çaresiz bırakan bir suçluluk hissettirir. Bütün dünyayı sırtınızda taşıdığınızı hissettiren hareketsizleştirici ve ağır bir sorumluluğun altında acı çekersiniz.” Şirketin o sene istenilen karlılığı yakalayamamasının tüm sorumluluğunu üstüne almak, ‘Ben kötü bir CEO’yum’ demek buna örnektir. Oysaki o sene tahminlerin ötesinde ülkeyi ilgilendiren olumsuz ve ani gelişmeler olmuştur.

Bu örnekler ne kadar da tanıdık hepimize. Başta da ifade ettiğim gibi hemen hemen herkes bazı dönemlerde bu bilişsel çarpıtmalara kapılır. Burada önemli olan bunun farkında olarak bu ve benzeri düşünce sistemlerimizi itici güç olarak kullanmamızı sağlamaktır. İyi de nasıl diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Benim kullandığım birkaç adım var –hala üzerine çalışıyorum-. Ki bunun sadece iş hayatımda değil özel hayatımda da kullanıyorum.

  1. Önüme bir kâğıt almak
  2. Kâğıdı tam ortadan bir çizgi ile bölmek
  3. Kâğıdın sol tarafına anda kapıldığım düşünceyi yazmak
  4. Düşüncenin hangi bilişsel çarpıtmaya ait olduğunu bulmak, örnekleri okumak
  5. Kâğıdın sağ tarafına ise başka biri bana bu düşüncesini söyleseydi ona ne derdim diye düşünerek ‘aslında nasıl düşünsem daha iyi olur’u yazıyorum.

Denemesi bedava. Kolay gelsin.