İş Hayatındaki 7 Tip Truva Atı

Son günlerde karşıma birbirinden bağımsız yerlerde Truva atı figürü çıkıyor. Evet sevgili okuyucu, hiçbir karşılaşma rastlantı değil. Neden bu tarihsel ikonu görüyorum ya da başka bir bakış açısı ile neden dikkatimi çekiyor bilmiyorum ama bu konuyu bir yere bağlayabilirim sanırım.

Önce Truva atı mitine bakalım: M.Ö. 8. yüzyılda İyonya’da (şimdinin Ege kıyıları) yaşadığına inanılan Homeros’un İlyada adlı eserinde bahsettiği Truva atı, Troya kentini (şimdinin Çanakkale’si) işgal etmede kullanılan kimine göre akıllıca kimine göre sinsi bir öğedir. Kuşatmadan vazgeçip evlerine döndüklerine Troyalıları inandıran Akhalılar, “armağan” olarak da geride kocaman bir tahta at bırakmışlardır. Troyalılar zafer sarhoşu bir şekilde bu atı surlarının içine alırlar. Gece atın içinden çıkan askerler, şehrin ele geçirilmesini sağlar.

 

 

İş hayatı da bir nevi savaş meydanı. Dolayısıyla içten içe şirketleri güçsüzleştiren değişik özelliklere sahip Truva atları mevcut. Bunlar benim en çok karşılaştıklarım:

Zorbalar:

Uygun ortam sağlandığında şaka yollu da olsa kırıcı konuşmaktan, hakarete varan eleştiriler yapmaktan, manipülasyon tekniği ile diğer çalışanları kötü göstermekten çekinmezler. İşle ilgili hiçbir şey bulamazlar ise ne giydiğine, içtiğine, saçına, yürüyüşüne varıncaya kadar diğerlerinin her şeyi alay konusu yaparlar.

Negatifler:

Asla mutlu edilemezler, olayın her zaman en kötü tarafına bakıp hem kendi hem de diğer çalışma arkadaşlarının motivasyonlarını emerler.

Rekabetçiler:  

Diğer çalışma arkadaşlarının duygu ve düşünceleri asla önemli değildir. Performansları yüksek olmasına rağmen duygusal zekaları eksik olduğundan kırıp geçtiklerinin farkına varmazlar. Şirket içindeki bowling turnuvasında bile birinci olmak zorundadırlar.

Yalancılar:

Muhakkak sizin de karşınıza çıkmıştır, iş hayatında yalanı ek iş haline getirmiş olanlar. Raporu siz hazırladığınız halde övgüleri toplarlar, yapmadığınız bir şey için sizi suçlarlar ya da söylemediği bir görev için “Ben sana bunu söylemiştim.” diyerek sizin yapmadığınızı iddia ederler.

Dedikoducular:

Sosyal görünüşlerinin altında samimiyet kurarak bilgi alma çabası ve bu bilgileri paylaşma motivasyonu yatar. Ne kadar arkadaş canlısı görünseler de özünde farklıdırlar. Yaydıkları ile sadece ruhsal değil fiziksel çatışmaya bile neden olabilirler.

Aşırı Kontrolcüler:

Her şey istedikleri gibi olmalıdır. Ufak bir geride kalma ya da plan değişikliği çıldırmalarına neden olur. Ortak çalışma onları yavaşlattığı ya da istediği yöntemin dışına çıkılacağı düşüncesi ile çoğunlukla “yalnız kurtlar” gibi takılırlar.

Gizli ve Öfkeliler (Passive-Aggressive):

Benim bu listede en tehlikeli gördüğüm Truva atı bu. Onlar için aynı bir blog yazısı yazsam yeridir. Kaçak oynarlar, rengini belli etmezler ancak bir virüs gibi şirkette öfkelerini yayarlar.

Sorumluluk almaktan kaçınan, performansını bilinçli olarak ileri taşımayan, gönderdiğiniz maillere cevap vermeyen ancak kendi attıkları maillerde tüm yönetimi bilgi bölümüne koyan, devamlı diğer çalışanlara şirketi kötüleyen, en önemli zamanlarda ortadan kaybolan, diğer çalışanların motivasyonlarını bozmak için konuşmalar yapan, bir şey istediğinde umursamayan ya da erteleyen çalışanlar gizli öfkeliler olarak tanımlanabilir.

Peki ne yapmalı?

Her şirketin ya da her yöneticinin olayları ele alış tarzı birbirinden farklı. Aynı şirkette ve aynı yönetici olsa bile her olayın hikayesi farklı, bu nedenle her durumda değişik aksiyonlar almak gerekebilir. Ama temel olarak böyle durumlarda varsa şirket politikalarını kendilerine hatırlatmak yerinde olur. Şirkette böyle davranılmasına müsaade edilmeyeceğinin ve hoş karşılanmadığının bilmesi gerekir. Yaptıkları ile diğer insanlar ve şirket üzerinde nasıl etkilerinin olduğunun/olacağının gösterilmesi de yararlı olabilir. 

Herhangi bir olay olmaksızın zaman zaman şirket değerlerinin, iş etiklerinin, birlikte çalışma kültürünün gereklerinin eğitimlerle, birebir sohbetlerle, gerekirse uyarı mailleri ile hatırlatılması önleyici olarak ele alınabilir. Elbette asıl proaktif davranış işe alım süreçlerinde Truva atı özellikleri taşıyan kişileri işe almamak.

Şahsi görüşüme göre; Truva atlarına karşı tutarlı, kararlı ama ısrarcı olmamak gerekiyor. Kısacası; elinizden geleni yapıp olmuyor ise yolları ayırmak daha doğru.

Bizler maalesef çocuklukta almaları gereken asgari nezaket kurallarını, ergenlikten çıkamamış bu yetişkinlere hem de iş yerlerinde eğitimlerle, görüşmelerle ve türlü disiplin süreçleri ile vermeye çalışıyoruz. Bir de çoğunlukla Truva atlarının “yancıları” da bulunduğundan onları da unutmayalım derim.

Sizin karşılaştığınız Truva atları örnekleri için bana yazabilirsiniz.